Suudiler’in Somali’deki askeri eğitim programları bölgesel rekabeti tırmandıracak mı?

Img

ABD ve İran arasındaki jeopolitik çekişme bölgede giderek daha karmaşık bir hal alırken, bu duruma eşlik eden bölgesel rekabet, özellikle Afrika ve Afrika Boynuzu’na doğru genişleyen bir seyir izliyor.
Somali’de ülkede giderek genişleyen yabancı askeri eğitim programları, güvenlik çevrelerinde Afrika Boynuzu’ndaki dengelerin geleceği ve ülkenin açık bir bölgesel rekabet alanına dönüşme ihtimali üzerine artan tartışmalara yol açıyor.

Son haftalarda Somali ve bölge medyasında, Galmudug eyaletinde Suudi Arabistan tarafından finanse edilen eğitim kamplarına dair iddialar gündeme geldi. Bu kamplarda, aralarında Kolombiya, Romanya ve Güney Afrika’nın da bulunduğu ülkelerden gelen yabancı askeri eğitmenlerin (paralı askerlerin) gözetiminde binlerce kişinin eğitim aldığı belirtiliyor.

Somalili medya kaynakları, Suudi finansmanlı bu program kapsamında 5 bin 17 aceminin eğitim gördüğünü bildiriyor. Bunların yaklaşık 2 bininin mali teşviklerle Puntland bölgesinden getirildiği ifade edilirken, 29 Haziran’da Suudi bir askeri heyetin bölgeyi ziyaret ettiği de gelen bilgiler arasında.
Ancak ne Riyad ne de Mogadişu yönetimi, söz konusu programın doğası ve hedeflerine ilişkin henüz kapsamlı ve resmi bir açıklama yapmış değil.

GÜVENLİK ZAFİYETİ VE KURUMSAL SADAKAT ENDİŞESİ

Bu gelişmeler, Somali’nin benzeri görülmemiş güvenlik zorluklarıyla karşı karşıya kaldığı bir döneme denk geliyor.

Eş-Şebab örgütünün süregelen saldırıları, devlet kurumlarının ülke toprakları üzerinde tam kontrol sağlama kapasitesindeki düşüş ve mevcut cumhurbaşkanı döneminde tırmanan siyasi krizler, dışarıdan gelen her türlü askeri hamleyi bölgesel ve uluslararası başkentlerin yakından takip ettiği bir konu haline getiriyor.

Gözlemcilere göre asıl sorun, eğitim programlarının kendisinde değil, uygulandıkları ortamda yatıyor. Zira güvenlik zafiyeti yaşayan bir ülkede binlerce personelin ileri düzey askeri programlara dahil edilmesi; denetim, kurumsal sadakat ve eğitim sonrası silahlı gücün yönetimi konularında ciddi zorluklar doğurma potansiyeli taşıyor.

Uzmanlar, bazı Afrika ülkelerindeki deneyimlerin, zayıf devlet kurumlarının, askeri eğitim almış bireylerin milislere, silahlı gruplara veya suç şebekelerine katılmasına yol açabileceğini gösterdiğine dikkat çekiyor. Bu durum, takip ve denetim mekanizmalarını güvenlik sektöründeki herhangi bir reform programının temel bir parçası kılıyor.

“VEHHABİ DÜŞÜNCESİNİN YAYILMASI” KORKUSU

Somali’deki artan bölgesel askeri varlık, devlet kurumları içindeki nüfuz mücadelesinin geleceğine dair soruları da beraberinde getiriyor. Bu durum, uluslararası ticaret trafiği ve Kızıldeniz güvenliği açısından en hassas bölgelerden biri haline gelen Afrika Boynuzu’nda birçok gücün limanlara, altyapıya ve güvenlik sektörlerine yatırım yaptığı bir döneme denk geliyor.

Öte yandan, bölgesel nüfuz projelerinin ideolojik boyutu da derin bir endişeyle karşılanıyor. Kırılgan devletlerde güvenlik kurumlarının inşasının, sosyal veya siyasi bölünmeleri derinleştirebilecek her türlü ideolojik veya mezhepsel etkiden uzak, kapsayıcı bir ulusal doktrine dayanması gerektiği vurgulanıyor. Bu noktada, Vehhabi düşüncesinin kökleşmesi ve yayılmasına yönelik kaygılar ön plana çıkıyor.

Aşırıcılıkla mücadele uzmanları, askeri veya güvenlik kurumlarındaki herhangi bir boşluğun, radikal akımlar tarafından nüfuzlarını genişletmek amacıyla kullanılabileceği konusunda uyarıyor. Bu ihtimal, eğitim programlarının rekabet halindeki bölgesel ajandalara hizmet etmek yerine, yalnızca devlet kurumlarının inşasına yönlendirilmesini sağlamak için şeffaflık ve uluslararası denetimi zorunlu hale getiriyor.

Siyasi analistler ve gözlemciler, Somali’de istikrarın geleceğinin yalnızca ordunun Eş-Şebab’la mücadele kapasitesine bağlı olmadığını savunuyor.

Bölgesel güvenlik haritasının bu en hassas noktasında kalıcı istikrarın; devletin dış kutuplaşmalardan uzak, yasalara uygun bir şekilde güç kullanma tekelini elinde bulunduran bağımsız bir ulusal askeri kurum inşa etmedeki başarısıyla doğrudan bağlantılı olduğu ifade ediliyor.

yok

Author: Murat Kurt